Seçim Havaları
Partilerin Seçtikleri seçim şarkıları bile kinayeli, nispet yapmaktalar sanki biribirilerine. Halk sizlerden saygılı, ölçülü, şike ve hileden uzak, yalın, bileğinin hakkı ile kazanılacak bir yarış bekliyor.
Seçmen daha şimdiden hepinizden yılmış vaziyette, haberiniz olsun. Evlerin önünden bangır bangır geçen seçim arabaları yüzünden hastalar mutsuz, yaşlılar mutsuz, çocuklu aileler mutsuz, bu kadar mutsuzluk üzerine ne derece mutlu olabileceksiniz soruyorum?
Seçmen artık hür iradelerine saygı istiyor, seçmen artık oylarının üzerinden ellerinin çekilmesini istiyor, seçmen artık gürültüsüz, patırtısız bir seçim süreci istiyor. Az ses, çok iş bekliyor.
Çok ses çok oy anlamına mı geliyor acaba? Bilen varsa lütfen halkı aydınlatsın.
***
Aksu’da siyasette adını çalışmaları ile duyuran kadın sayısı çok az. Bu durumu göz önünde bulundurarak, Meclis üyeliği adaylığı için kadınlarımıza, ilk sıralardan yer verildiği için Aksu’da seçime katılan bütün parti aday ve yöneticilerini tebrik etmek isterdim. Ama ne yazık ki, kadınlarımız listede hiç yok ya da bilmem kaçıncı sıradalar. Bu şartlarda bu ülke ne demokratik bir ülke olmayı beklesin, ne de gelişmeyi.
Atatürk ve Bakara Suresi
Mustafa Kemal, kurulacak devletin şekli ile ilgili toplumun her kesiminden insanlarla görüşmeler yaparken sıra, mollalar, şeyhler ve din büyüğü geçinen kişilere gelir. Mustafa Kemal, bunlara haber göndertip, gelecek hafta kendileriyle bu konuyu görüşeceğini ancak konuşmalarının bir temeli olarak katılacak olan herkesin Bakara suresini 288. ayetine kadar okumasını rica eder.
Toplantı günü gelip çattığında, Mustafa Kemal kürsüye çıkar ve sorar:
"Arkadaşlar, buraya gelmeden önce hepinizden Bakara suresini 288'e kadar okumanızı rica etmiştim. Kimler okudu Bakara'yı 288'e kadar?"
Salondaki bütün eller istisnasız olarak bu ricayı yerine getirdiklerini belirtmek için havaya kalkar. Bunun üzerine Mustafa Kemal sözlerine devam eder:
"Beyler işte, kuracağımız devletin neden din temeline dayanamayacağının açıklaması:
''Bakara suresi 286 ayettir.''
***
DÜRÜST BİR HİKAYE
İki liseli arkadaş, liseyi bitirdiklerinde yurt dışında
eğitimlerine devam etmek üzere yıllardır harçlıklarını
biriktirmişler. Bu birikimlerini yıllarca her şeyden mahrum kalarak,
fedakarlıklar göstererek yapmışlar.
Liseyi beraber bitirdiklerinde Milli Eğitim Bakanını ziyarete
gidip, yurtdışında okumaya gönderilmelerini talep etmişler..
Ancak Bakan, gençlerden birini dışarı çıkartmış ve içerdekine,
-Seni gönderebilirim, ama arkadaşını gönderirsem dedikodu olur 'oğlunu
gönderdi derler' onun için onu gönderemem der.
Bu durum dışarıdaki öğrenciye de söylendiğinde, durumu
algılamasının ardından arkadaşına,
-Madem öyle benim biriktirdiğim parayı da sen al, hiç olmazsa
biriktirme amacımı kısmen gerçekleştireyim, der ve yıllardır
fedakarlıklarla biriktirdiği tüm parayı arkadaşına verir.
Evet, bu Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL’dir. Dedikodu olmasın
diye göndermediği oğlu ise, ünlü şair Can YÜCEL’ dir.
Türk Olmak :)
Gaz kaçaklarını ´çakmak´ ile kontrol etmektir
Araba kaymasın diye tekerleğin altına taş koymaktır
Tiki olan insanlarla ustalıkla uğraşabilmektir
Faturaları son gün ödemektir
Elindeki silahla şaka yapabilmektir
Minibüslerde ücreti, inerken ödeyebilmektir

gülsevim hanım başarılı çalışmalalar yapıyor.bu kadar erkek bir kanının meclis üyesi seçilebilecek yere konmasını çok gördüler.oysa seçmenin yarısı hanımlardan oluşuyor.h... Yorumun Devamı

halil sahin bey,mustafa köse başkan,hatta sayın başbakanımız recep tayyip erdoğan bey...lütfen biz kadınlar olarak bizi temsil eden mahalle mahalle başımızda dolaşan güls... Yorumun Devamı

sayın hilal hanım, siz aksuda bayanların sesini nekadar duyurmak isteseniz de ak parti teskilatında bayana saygı ve değer yok maalesef.sizden ricam biz bayanları unutturm... Yorumun Devamı
sayın hanımefendi her hafta mahalle mahalle kadınkolları olarak akp icin calıştık.fakat tek kadın adayımıza baskanımız gülsevim hanıma 8. sırayı layık gördüler.bizi temsi... Yorumun Devamı